Köşe Yazıları

Yaşam da sokaklarda, yaşamı savunmak da…

Pınar Aydınlar

Pınar Aydınlar'ın “Yaşam da sokaklarda, yaşamı savunmak da...” başlıklı köşe yazısı 9 Aralık 2012 Pazar tarihli soL Gazetesi'nde yayımlanmıştır.

 

İnsanlar yaşadığı mekânların izlerini taşırlar. Dağ başında yaşayan bir insanın yaşamındaki sertlik, hırçınlık ile, bir dere kenarında yaşamını sürdüren birinin yaşamındaki huzurda, mekânın etkisini bulmak mümkündür. Bu etki zamanla azalır, çoğalır, değişime uğrar.

Çocukluğunuza dönüp baktığınızda, kendinizi bulduğunuz, sizi siz yapan mekân hangisi? Bir çocuk parkı mı, alışveriş merkezi mi, sanal oyunların esareti altında zamanın nasıl geçtiğini anlamadığınız “internet kafeler” veya “playstation” salonları mı?

Hiçbiri değil dediğinizi duyar gibiyim. O halde sizinle, aynı mekânları paylaşmışız: Sokaklar…

Sokaklar, dört duvar arasındaki esaretin bitişiydi… Sokaklar sevinç çığlıklarıyla ortalığı inletmemizdi. Farklı gelirlere, farklı giysilere, farklı dillere, farklı dinlere sahip çocukların aynılaştığı, birleştiği, bütünleştiği alanlardı bizim için…

Sokaklardaydık… Oyunlar oynardık…Arkadaş olmanın, arkadaş edinmenin en sıcak halindeydik… Küserdik, beklerdik güldürülmeyi… Çünkü güldürülmek, barışmaktı… Aslında beklediğimiz ilgiydi, çünkü bizler arkadaşlardık…

Aradan yıllar geçti, değişmedi sokakların bütünleştirme, birleştirme gücü… Tek başına güzel gelmez lokmanın tadı, şekerin tadı, oyuncağın tadı, sevginin tadı… Çünkü, bunlar paylaşımla anlam kazanır… Sokaklar ne de çok şey kattı bize…

Yıllar geçti, yollar gelişti, kentler değişti, ama aynı kaldı sokaklar. Aynı kaldı sokaklarda birleşmeyi, bütünleşmeyi bekleyen yürekler… Günlerdir tüm baskılara rağmen direnerek zaferin sokaklarda nasıl kazanılacağını bir kez daha hatırlatan aynı Rosa gibi, Darkmen işçileri… Arkadaşlarımız…

Elbette ki arka çıkacaklarımız… İlk selamlama sizlere… Direnişte günlerce şiddete, biber gazına, ilk defa karşılaştıkları göz altılara rağmen geri adım atmayan Darkmen işçileri…

İşçi olmak, geleceği yaratmaktır. Üretimin olduğu her alanda, küçük bir kartopunun yuvarlanarak, çoğalarak, nasıl bir çığa dönüştüğünü, direnişten beslenen zafer şiarını, bize, hatırlattığınız, umudunu yitirenlere yeniden umut aşıladığınız için teşekkürler… Darısı Hava-İş, BEDAŞ, Kırklareli Şeker Fabrikası, Hey Tekstil ve ülkemin direnişte olan tüm işçilerinin başına.

Kara bulutlar, zaman zaman güneş için aralar perdelerini. Perdeler açılıyor, gün ışıl ışıl… Sadece kara bulutlar… Geçecek elbette, ister ağır ağır, ister bir gökkuşağı işgaliyle… Kara bulutları dağıtacaktır rüzgâr. Arılar, karıncalar, emekten yana işçi sıfatının olduğu her alan kutsaldır. Bugün oyunun adı, teslim olmamak. Dönecek sonunda yüzünü zafere, tüm çektiğimiz acılar… Ve zafer sokakta kazanılacak.

Sokaklardaydık, oyunlar oynardık çocukluğumuzda… Ebe olmak da, ebeden kaçmak da güzeldi. Çünkü oyunlarla öğrenirdik her şeyi. Oyunlarımızın teker teker öznesiydik, figüranı değil.

Bugün bizim üzerimizde oynanan oyunların figüranı olmayacağız. Biz, körebe de olmayacağız, yerden yüksek de olmayacağız. Biz kızıl bir mendil kapacağız, belki de bölüşe bölüşe alın teriyle… Yaşamın her alanında döktüğümüz alın terini, bu kez de çocukluklarını yaşayamayan çocuklarımızla paylaşacağız. Saf, temiz, çıkarsız dünyalarını daha bir güzelleştirmek için…