Köşe Yazıları

Kuşatılmış, soğuk bir kentten...

Pınar Aydınlar

Pınar Aydınlar'ın “Kuşatılmış, soğuk bir kentten...” başlıklı yazısı 27 Ocak 2013 Pazar tarihli soL Gazetesi'nde yayımlanmıştır.

 

Bilmiyorum, nasıl baş edeceğimi… Kuşatılmış, işgale uğramış bir kentin asfaltı gibi hırpalanmış hissediyorum kendimi.

Yaşadıklarım, yaşadıklarımız, nasıl gerçek, nasıl acı, ve nasıl zulüm dolu…

Öğrencinin, işçinin, yoksulun, haksızlığa uğrayanın, ezilenin, ırk ve dil ayrımı yapmaksızın hep yanlarında olan can dostlarım ÇHD avukatları, dövüldüler, şiddet gördüler… Ve şimdi Kandıra F Tipi ve Bakırköy Kadın Tutukevi’ndeler. Hapishanedeler… ÇHD Genel Başkanı Selçuk Kozağaçlı, ÇHD İstanbul Şube Başkanı Taylan Tanay, A. Güçlü Sevimli, Günay Dağ, Barkın Timtik, Naciye Demir, Şükriye Erdem, Ebru Timtik ve Betül Vangölü Kozağaçlı…

18 Ocak gecesinde düzenlenen operasyonlar sonucunda Grup Yorum, ÇHD avukatları, İdil Kültür Merkezi ve Yürüyüş dergisi çalışanları darp edilerek gözaltına alındı. Yerlerde sürüklendiler. Savcının yolu karıştırmasından dolayı (!), Halkın Hukuk Bürosu, savcısız bir ortamda, hukuk dışı bir aramayla tahrip edildi. Avukat arkadaşlarımıza gözaltı sırasında kötü muamelede bulunuldu.

Açamadığı bir kapıyı on bir kapı diye lanse eden anlayış, elindeki balyozlarla duvarları kırar geçer, ancak kıramayacağı kültür ve tavırdır. Bu gerçek de onlara yeter.

Oradaydım dört gün boyunca… Bitmek bilmeyen adliye koridorları, milyarların yatırıldığı, ama hukukun yargılandığı adalet sarayı, bütün duvarlarının tanık olduğu direniş sloganları, hep bir ağızdan söylenen “Devrimci avukatlarımız onurumuzdur!” şiarı…

Avukatlar yanımızdaydı… Yanımdaydı… En kötü günlerimde ve pek çok kişinin çaresiz kaldığını hissettiği anlarda. Üç yıl önce hakkımda açılan davalarda, avukatlığımı üstlenen Taylan Tanay. Liseli yıllarımdan beri aile dostumuz olan Taylan Tanay. İzlemeyen varsa, izlesin bir daha, ÇHD aramasında, son anına kadar, “Faşizme diz çökmedik ve çözmeyeceğiz” diyerek kararlılığını haykırmasını… Yüzüne inen darbelere meydan okuyarak direndi. Ona desteğe gelen avukat arkadaşlarına, sevenlerine ve yüzüme en yakın mesafeden sıkılan biber gazları, Taylan’a olan inancımızı ve sevgimizi asla kıramaz. Her zaman dediğim gibi: “Sevdalar gölgesinde bir gün mutlaktır ve bir gün mutlaka gelecektir.” Dost yürekler olmaksızın dışarısı çok soğuk. Adliyedeki son konuşmanızda dediğiniz gibi: “Geçecek bunlar ve siz öğreteceksiniz, mesleklerini savcılara, hâkimlere…“ Haklıyız ve kazanacağız elbette.

İdil Kültür Merkezi’nde gördüklerim, tarifi imkânsız bir öfkenin eseriydi. Kültüre, sanata ve devrimci sanatçılara duyulan öfkenin… Grup Yorum’un el konan emeği, albümü, talan edilen enstrümanları, ters kelepçe takılan bilekleri, yerde sürüklenen bedenleri… Bunun adı, sadece faşizmdir. Ama yüz binleri şarkılarıyla alanlarda toplayan Grup Yorum, türkülerini, şarkılarını, marşlarını söylemeye devam edecektir. Unutulmamalıdır ki “Açlık çoğunluktadır.” (Turgut Uyar) Açlık oldukça açlığa karşı savaşanlar da olacaktır. Pınar Selek ve yurduna dönüşü imkânsızlaştırılan, toprağından mahrum bırakılanlar, bir mutlaka kavuşacaklardır…