Köşe Yazıları

Ülke ‘adalet’e doyuyor!

Pınar Aydınlar

Pınar Aydınlar'ın “Ülke 'adalet'e doyuyor!” başlıklı yazısı 03 Şubat 2013 Pazar tarihli soL Gazetesi'nde yayımlanmıştır.

 

Ülke adalete doyuyor!

Adalete doyanlar cezaevlerinden çıkıyor, adalete aç olanlar cezaevlerine giriyor. Somut delillere dayalı, cezası kesinleşmiş, bireysel suçlara yönelik cezalara “denetimli serbestlik” sağlanıyor, kadına şiddet uygulayan birçok “kader mahkûmu” (bu kader hep bireysel suçlara bakıyor!) tahliye ediliyor. Adaletsizliklerle dolu ülkede adaletin sağlanması gerektiğini belirten aydınlar, öğrenciler, işçiler, avukatlar (toplumsal suçlara devlet bakıyor) cezaevlerine dolduruluyor. Adalette eşitlik bilimsel temellere dayanıyor. Girenle çıkanın eşitliğiyle sağlanmalı adalet… Ya da yenilere yer açmak için eskiler tahliye ediliyor…

Ülke adalete doyuyor!

Ücret adaletsizliği gideriliyor. Ücretleri tepe noktada birleştirmek başarılamıyorsa, düşürülerek eşitleniyor. Esnek çalışmada da adaletsizlik gideriliyor. İşçilerde uygulanan ve patronlar tarafından çok beğenilen “esnek çalışma”nın sadece işçilere uygulanması, eşitlik açısından kabul edilebilir bir şey değil tabii ki… “Tez zamanda memurlara da uygulana!” fermanıyla bir telaştır gidiyor. Belli başlı (daha doğrusu başı belli) kimi gazetelerde ve kimi malum tv kanallarında 657 Devlet Memurları Yasası’ndaki değişiklikler ve bu değişikliklerin getirilerine dair propagandaların yapılması, bu değişikliğin tez zamanda yapılacağını gösteriyor.

Ülke adalete doyuyor!

Kentsel dönüşümle eşitlik sağlanıyor. Şehrin göbeğinde iki göz evi olanlar ile, apartmanlarda yaşayanlar arasındaki farklılık rahatsızlık yaratıyor. Şehrin göbeğindeki iki göz evlere yok pahasına alınıyor, orada yaşayan insanlar şehrin dışındaki konutlara atılıyor. İki göz evler dubleks olarak yapıldığında, şehrin göbeğine yakışan bu evler, şehre yakışan yeni sahiplerine teslim ediliyor. Apartmanlarla giderilen bu eşitsizlik, gecekondular ve villalar arasında kalır mı hiç? Manzarası en güzel semtlerdeki villalar ile gecekondular arasında adaleti sağlamak için, Armutlu, Sarıyer gibi bölgeler “afet bölgesi” ilan edilerek boşaltılıyor. Yıkımlardan sonra diğer villalara yakışır yeni villaların yapılacağından kimsenin kuşkusu kalmıyor.

Ülke adalete doyuyor!

Sağlıkta dev adımlar atılıyor. İnsanların özel hastanelere gitmesinin yolu açılıyor, özel hastanelerin zenginlere ait olmadığının altı çizilerek sağlanıyor adalet… Buna inanarak bir özel hastanenin acil servisine giden bir hasta, 88 TL muayene ücreti fark ödüyor, devlet hastanelerinde 10 TL’ye çekilen bir ultrason, özel hastanelerde 120 TL’ye çekiliyor. Ülke sağlıktaki eşitliğe doyuyor. Bir telefonla devlet hastanelerine ulaşma(ma)kta herkes eşit. Randevu günlerinin internette açıldığı anda, yer kalmaması da, devlet hastanelerinin yoğunluğunun neden azaldığını gösteriyor. Yani hastanelerde de herkes eşit, ancak bazıları daha eşit…

Ülke adalete doyuyor!

Çocukluklarını feda ederek Anadolu liselerine giren öğrencilerin üniversite sınavlarında etkili olan okul başarı puanları iptal ediliyor, meslek liselerindeki vasat öğrencilerin başarı puanı, “eşitlik” adına uygulanan adaletle artırılıyor. Öğrenciler başarı ölçütünde birleştirilemediği için, başarısızlık ölçütünde birleştirerek adalet sağlanıyor. Liselerdeki farklılıkları ortadan kaldırmak için, önce büyük bir çoğunluğuna “Anadolu lisesi” unvanı veriliyor, ardından altı boşaltılan bu lise ayrımları kaldırılıyor. Ancak bazı özel liseler ayrıcalığını koruyor. Bireysel başarı puanı etkili olduğu için, kimi özel okullardaki öğrenci notlarının 100’lerde olması da gözden kaçmıyor tabii. Ne de olsa devlet nezdinde özel okul ve devlet okulu eşit!..

Ülke adalete doyuyor!

Çocuk kitaplarını “mahzurlu” gören zihniyete sahip insanlar, yetişkinlere yönelik kitapları da “mahzurlu” görerek adaleti sağlıyorlar. Üstelik bunu, hem batı edebiyatı hem de doğu edebiyatı örneklerine yönelik bir eşitlik anlayışıyla yapıyorlar. Batının çürümüş erotizminden izler taşıyan “Fareler ve İnsanlar” ile doğunun erotizminden izler taşıyan “Semerkant”, adil bir yaklaşımla aynı sansür mekanizmasına kurban edilmek isteniyor.

Ülkenin dört yanı adalete doyuyor.

Her yanda, her alanda “adalet” yaygınlaşıyor…

Ama ne zamana kadar?