Köşe Yazıları

Delikanlılık

Pınar Aydınlar

Pınar Aydınlar'ın “Delikanlılık” başlıklı yazısı 03 Mart 2013 Pazar tarihli soL Gazetesi'nde yayımlanmıştır.

Kolaydır, ölümün ve ölünün ardından konuşmak…

Kimi zaman ölümü kutsayarak, nutuklar atılır; kimi zaman, ölen kişinin tüm yanlışlıkları, kötülükleri gözardı edilerek, bir ilah haline getirilir…

Yaşadıkları dönemlerde, halkla hiçbir şekilde bütünleşmeyi başaramamış, hatta bunun için hiçbir çaba göstermemiş kimi insanlar, öldükten sonra, “yeri doldurulamaz”lar hanesine konulmak isteniyor. Dünyada olduğu gibi, ülkemizde de bunun birçok örneğini görmek mümkündür.

Ancak “yeri doldurulamaz” isimler, birkaç dalkavuk yazarın ya da birkaç yetkilinin ağızlarından çıkan ve “o bizim ...” diye başlanan ve ardından, “… kalbimizde sonsuza kadar yaşayacak” diye biten nutuklarla kalıcılığı yakalayamazlar. Yaşadığımız teknolojik çağın yarattığı hızla, bir hafta bilemediniz bir ay sonra, “sonsuza kadar yaşatılacağı söylenenler”, tarihin isimsiz çöplüğünün birer nesnesi oluverirler…

“Yeri doldurulamayacak olma”nın, yeni nesillerin yüreğinde ve beyninde bir idol olmanın yolu, ancak sürekliliği temsil eden halkla bütünleşmekten geçer. Bugün hâlâ halk tarafından yaşatılan, bu anlamda ölümsüzlüğü yakalayan Pir Sultan’lar, Nâzım’ların sırrı tam da buradadır. Yaşarken halk içinde ve halk için yaşayanla; halkın daha güzel ve daha iyi bir dünyaya sahip olması için mücadele yürütürken ölenler, halk tarafından oğullarına, kızlarına örnek olarak gösterilecek “delikanlı”lardır. Onlardır, üniversitelerin önlerindeki geniş alanlarda, kitlelerin önlerinde yürünecek yeri gösteren…

Onlardır, mahkeme salonlarında yüzlerine okunan idam fermanlarına karşı, boyunlarını eğmeyen… Onlardır, yaşadıkları dönemde haykırdıkları “bağımsızlık” şiarını, 40 yıl sonrasına ulaştırmayı başaracak bir sese sahip olanlar…

Evet ‘70’lerde, devrimci hareketin bir simgesi haline gelen ve bugün de, o değerlere sahip çıkanlar tarafından, o dönem devrimcilerini tanımlamak için “Denizler” diye bir tanımın oluşacağı bir etki yaratan Deniz Gezmiş’ten söz ediyorum. Deniz Gezmiş 27 Şubat’ta 66 yaşına bastı. Ancak o, ihtiyar delikanlı değil, delikanlılığı hiç yitirmemiş biri olarak, 66 yaşına bastı.

Deniz, bakış açısıyla, düşünceleriyle, liderliği ile günümüze ışık tutan liderlerden biri kuşkusuz. Ancak daha ilginç olan, hukuk fakültesindeki arkadaşlarıyla birlikte kurduğu “Devrimci Hukukçular Örgütü”dür. Deniz’in arkadaşlarıyla kurduğu oluşumun, bugün “Çağdaş Hukukçular Derneği”yle olan benzerliği dikkat çekicidir. ÇHD avukatları, girdikleri davalarda, yürüttükleri çalışmalarda Deniz’in yolunda olduklarını gösterdiler. Ancak yargının geldiği noktada, hukuksuzlukların had safhaya ulaştığı bir dönemdeki bir ayrıntıya daha dikkat çekmek gerekiyor. ÇHD avukatlarının takip ettikleri davalarda, müvekkillerin, “tutuklanan avukatlarının yerine cübbe giyip davaları takip etme talepleri”, avukatlarımıza neden ihtiyaç duyduğumuzun, bizi savunan avukatlarımızı sonuna kadar savunacağımızın da göstergesidir.